Perakendede Yapay Zeka ve Çok Kanallı Dönüşüm: Grandiose'dan Bir CIO Perspektifi

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli Grandiose Supermarket, eşsiz bir market alışverişi ortamında unutulmaz, çok duyulu bir deneyim sunuyor. Premium kalitede gıda ve market perakendecisi Grandiose, Aralık 2016'da kuruldu. O zamandan bu yana BAE'de süpermarket deneyimini yeniden tanımladı. Kendini “en sevilen mahalle süpermarketi” olarak konumlandıran Grandiose, çevrim içi sipariş ve özel kampanyalarla erişimini genişletmeye devam ediyor. Şirketin misyonu ve vizyonunu Grandiose Dijital ve Teknoloji Direktörü Marcin Piekarczyk ile konuştuk. Piekarczyk, yapay zekadan çok kanallı stratejilere kadar geniş bir yelpazede önemli görüşler paylaştı.
Ticari bakış açısına sahip bir çok kanallı satış ve pazarlama lideri olan Marcin Piekarczyk, küresel çapta tanınan markalar için perakende, çok kanallı satış ve eticaret stratejilerinin geliştirilmesi ile perakende markalarının ve işletmelerinin üst düzey yönetimi konusunda uzmanlaşmıştır. Geleneksel perakendecileri tamamen hibrit iş modellerine dönüştürmeyi amaçlayan dijital dönüşüm koçluğu deneyimine sahiptir. Müşteri deneyimine derin bir tutkuyla bağlıdır. Dinamik ortamlarda ve çok uluslu kültürlerde 16 yılı aşkın kanıtlanmış deneyimi bulunmaktadır. Sekiz farklı uluslararası pazarda çok kanallı iş modellerini yönetme deneyimine sahiptir.
Teknoloji Nasıl Değer Yaratır?
Piekarczyk şu anda operasyonel gerçeklikleri birbirinden çok farklı olan birden fazla gıda ve perakende markasında dijital ve teknolojik dönüşümü yönetiyor. “Böylesine karmaşık bir ekosistemde dönüşüm stratejinize yön veren temel ilkeler nelerdir?” sorusuna Piekarczyk şu yanıtı verdi: “Teknolojiyi teknoloji olsun diye benimsemek yerine sonuçlara ve müşteri üzerindeki etkiye güçlü bir şekilde odaklanıyoruz. Kuruluşlar çoğu zaman çözmeye çalıştıkları sorunları net olarak tanımlamadan ya da iç ve dış müşterilerin gerçekten ne istediğini ve neye ihtiyaç duyduğunu tam olarak anlamadan, sırf teknolojik açıdan ileri görünmek için en yeni araçların veya platformların peşine düşüyor.”
“Bizim için başarılı bir dönüşüm her zaman veriyle ve müşterinin derinlemesine anlaşılmasıyla başlar” diyen Piekarczyk sözlerine şöyle devam etti: “Herhangi bir yeni teknolojiyi devreye almadan önce müşteri yolculuklarını haritalamaya, sorunlu noktaları belirlemeye ve operasyonlarda ve deneyimlerde sürtünmenin nerede olduğunu anlamaya zaman ayırıyoruz. Ancak bu temel netleştikten sonra teknolojileri değerlendiriyor ve gerçek ihtiyaçları karşılamak üzere özel olarak tasarlanmış dijital dönüşüm girişimlerini seçiyoruz.
Kuruluşun kendisinin dönüşüme hazır olmasını sağlamak da aynı derecede önemli. Bu, insanlar ve kültürle başlar. Pek çok durumda teknoloji birimi olarak rolümüz teslimatın ötesine geçiyor; aynı zamanda değişimin danışmanı ve savunucusu olarak hareket ediyor, iş birimlerinin dönüşümü benimseyen bir kültür oluşturmasına yardımcı oluyoruz. Teknoloji ancak kuruluş genelinde insanlar tarafından benimsendiğinde, güvenildiğinde ve etkin şekilde kullanıldığında değer yaratır.”
“Yapay Zeka Uygulamalarının Henüz Başındayız”
Yapay zekanın en hızlı ve en ölçülebilir değeri hangi alanlarda sağladığına ilişkin Marcin Piekarczyk şunları söyledi: “Lojistik ve tedarik zinciri genelinde yapay zekayı uygulamanın henüz başlangıç aşamasındayız. Seçici ve pragmatik bir yaklaşım benimsiyoruz. Bugün stok yenileme, ürün çeşitliliği optimizasyonu ve talep tahmini gibi belirli kullanım senaryolarını test ediyoruz. Bu aşamada kısa vadeli etkiyi abartmak ya da dönüştürücü sonuçlar elde ettiğimizi iddia etmek erken olur.
Stratejik önceliğimiz hızlı yaygınlaştırma değil, yapay zekanın zamanla gerçek bir rekabet avantajına dönüşmesini sağlayacak temelleri inşa etmek. Bu da ürünler, tedarikçiler ve satışlar genelinde yüksek kaliteli ve iyi yönetilen veriye ciddi yatırım yapmayı içeriyor. Güvenilir ve ölçeklenebilir veri, kurumsal ölçekte yapay zeka destekli karar almanın ön koşuludur.”
Piekarczyk şunları da ekledi: “Bugün veri kalitesine ve veri yönetişimine odaklanarak, yapay zeka kullanım senaryoları olgunlaştıkça işletmenin hızlı ve kendinden emin hareket etmesini sağlıyoruz. Bu yaklaşım, gelecekteki yapay zeka yatırımlarının uzun vadeli değeri sınırlı münferit deneyler yerine sürdürülebilir performans iyileştirmelerine dönüşmesini garanti ediyor.”
“Veri En Yüksek Önceliklerimizden Biri”
Piekarczyk, “Pek çok kuruluş verinin mevcudiyetiyle değil, kullanılabilirliğiyle mücadele ediyor. Gerçek zamanlı verinin gerçekten daha iyi operasyonel ve ticari kararlara dönüşmesini nasıl sağlıyorsunuz?” sorusunu da şöyle yanıtladı:
“Veri en yüksek önceliklerimizden biri. Son birkaç ayda veri temizliğine ve kuruluş genelinde güçlü veri yönetişimi uygulamalarının oluşturulmasına yoğun şekilde odaklandık. Özel bir veri ekibi kurduk, çok sayıda veri kalitesi girişimi başlattık ve Grandiose için bir Müşteri Veri Platformunu başarıyla hayata geçirdik. Verinin her türlü dijital dönüşüm veya yapay zeka girişiminin en kritik tek etkinleştiricisi olduğunu sürekli vurguluyorum.
Güvenilir, iyi yönetilen ve erişilebilir veri olmadan en gelişmiş teknolojiler bile anlamlı ya da sürdürülebilir değer sağlayamaz. Odağımız yalnızca veri toplamak değil, verinin kullanılabilir, güvenilir ve işletme genelinde günlük karar alma süreçlerine yerleşik olmasını sağlamak.”
“Çok Kanallı Satıştaki En Büyük Zorluk Stok Yönetimi”
Piekarczyk, bir CIO perspektifinden, özellikle yüksek sıklıkta alışverişin yapıldığı gıda ve perakende ortamlarında çok kanallı yapıyı gerçekten işler hale getirmenin en zorlu arka uç sorunlarını da anlattı: “Son derece hızlı ve yüksek hacimli bir ortamda faaliyet gösteriyoruz. Uygulamamız, web sitemiz, sipariş platformları ve 45'ten fazla fiziksel mağazamız dahil birçok temas noktasında her gün binlerce sipariş işliyoruz. Market perakendesinde bu karmaşıklık, çalıştığımız çok sayıda tedarikçi, farklı ticari koşullar ve tazeden ultra tazeye ve hazır yemeklere kadar uzanan ürün kategorilerinin çeşitliliğiyle daha da artıyor.
Hem arka uç hem de müşteriye dönük açıdan çok kanallı satıştaki en büyük tek zorluk stok yönetimi. Tüm satış kanallarında doğru ve gerçek zamanlı stok görünürlüğü sağlamak kritik önem taşıyor. Müşteriler tutarlılık bekliyor; bir ürün çevrim içi görünüyorsa mevcut olmalı. Müşterilerin dijital platformlarda stokta olmayan ürünlerle karşılaşmasını önlemek, güvenilir bir çok kanallı deneyim sunmak ve uzun vadeli müşteri güvenini korumak için vazgeçilmez.”
“Yapay Zekayı Yalnızca Mantıklı Olduğunda Uyguluyoruz”
Marcin Piekarczyk, “Dijital karmaşıklığı azaltmak yerine artırmamak için süreç olgunluğu ile yapay zeka destekli otomasyon arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Bu sorunun cevabı oldukça basit: yapay zekayı yalnızca mantıklı olduğunda uyguluyoruz. Piyasada yapay zekayı gerçek sorunları çözmek için değil, yapay zeka olsun diye devreye alma eğilimi giderek artıyor.
Ghassan Aboud Holding ve Grandiose'da her zaman sorunu net bir şekilde tanımlayarak ve ardından bir iş gerekçesi oluşturarak başlıyoruz. Ancak bundan sonra yapay zekanın ya da başka bir teknolojinin doğru çözüm olup olmadığına karar veriyoruz. Bu yaklaşımı ‘amaca yönelik yapay zeka’ olarak adlandırıyorum. Güçlü süreç disiplini her zaman önce gelmeli; aksi takdirde teknoloji karmaşıklığı azaltmak yerine artırır.”
“Odağımız Talep Tahmini ve Stok Yenileme Gibi Alanlarda Hedefli Deneyler”
Küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar göz önüne alındığında, lojistik ve stok ağlarında dayanıklılık, risk öngörüsü ve süreklilik oluşturmada teknoloji ve yapay zekanın rolüne ilişkin bir soruya yanıt veren Piekarczyk, teknoloji ve yapay zekanın tedarik zincirleri genelinde riski azaltmada önemli bir rol oynadığını belirterek şunları söyledi:
“Bu teknolojiler talepteki dalgalanmaların ve olası tedarik açıklarının daha iyi öngörülmesini sağlıyor, risklerin daha erken tespit edilmesine yardımcı oluyor ve aksaklıklar operasyonları veya müşterileri etkilemeden önce alternatif senaryoların ve geçici çözümlerin değerlendirilmesini destekliyor. Bununla birlikte, tedarik zinciri yönetiminde gelişmiş yapay zeka yeteneklerini benimsemenin henüz başlangıç aşamasındayız. Bugün odağımız, değerin pragmatik biçimde test edilip ölçülebildiği talep tahmini ve stok yenileme gibi alanlarda hedefli deneyler. Öngörücü risk modellemesi ve dinamik ağ optimizasyonu gibi daha gelişmiş uygulamalar, veri olgunluğumuz ve operasyonel hazırlığımız gelişmeye devam ettikçe hayata geçirilecek gelecek fırsatlar olarak gündemimizde kalmaya devam ediyor.”
“Şirket İçi Teknik Uzmanlık Olmadan En Gelişmiş Dış Kaynaklar Bile Anlamlı Değer Sağlayamaz”
Piekarczyk, “Yapay zeka ve dijital çözümleri hayata geçirirken şirket içi geliştirme, üçüncü taraf platformlar ya da stratejik ortaklıklar arasında nasıl karar veriyorsunuz?” sorusunu da şöyle yanıtladı: “Tek bir doğru ya da yanlış yaklaşım yok; bu büyük ölçüde genel stratejiye ve kâr zarar yapınızı nasıl yönettiğinize bağlı. Model ne olursa olsun, iş gereksinimlerini anlayabilen, ihtiyaçları tanımlayabilen ve mimariyi değerlendirebilen şirket içi teknik uzmanlığa sahip olmak kritik önem taşıyor. Bu yetkinlik olmadan en gelişmiş dış kaynaklar bile anlamlı değer sağlayamaz.”
Sözlerine şöyle devam etti: “Uygulamada çoğunlukla hibrit bir model benimsiyoruz. Microsoft ile yürüttüğümüz GrandChef projesi gibi bazı stratejik yapay zeka girişimleri yakın ortaklıklar aracılığıyla yönetiliyor. Aynı zamanda diğer operasyonel ve geliştirme çalışmaları, karmaşıklığa ve ölçeğe bağlı olarak şirket içinde yürütülüyor ya da dış kaynağa veriliyor. Bu hibrit yaklaşım, temel bilginin kuruluş içinde kalmasını sağlarken kontrol, maliyet, hız ve inovasyon arasında denge kurmamıza olanak tanıyor.”
- Maliyet tasarrufunun ötesinde, lojistik veya operasyonlardaki bir dijital ya da yapay zeka girişiminin gerçekten başarılı olduğunu en iyi hangi KPI'lar veya metrikler gösterir?
Marcin Piekarczyk: Genellikle iki temel metriğe odaklanırım. Birincisi, ek gelir yaratımı veya elde edilen maliyet tasarrufu gibi genel iş etkisini ölçer. İkincisi, girişimin daha geniş dijital dönüşüm bağlamındaki başarısını, özellikle de benimsenme ve kullanım düzeyini değerlendirir. Bir çözüm iş birimleri ve paydaşlar tarafından aktif olarak benimsenip kullanılmıyorsa, teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun gerçekten başarılı olmamıştır.
- Dijital dönüşüm nihayetinde insanlara bağlı. Lojistiğin ağırlıkta olduğu perakende ortamlarında faaliyet gösteren CIO'lar ve teknoloji liderleri için hangi beceri ve liderlik yetkinliklerinin en kritik olduğuna inanıyorsunuz?
Marcin Piekarczyk: Bunu teknik uzmanlık ile iş zekasının bir birleşimi olarak tanımlardım. Başarılı bir lider, dijital girişimlerin teknik yönlerini anlarken bunların işletme, kâr zarar yapısı ve genel kârlılık üzerindeki etkisini de kavramalıdır. Teknik bilgi tek başına yeterli değildir. Buna ek olarak güçlü etkileme ve değişim yönetimi becerileri de vazgeçilmezdir. İnovasyon özü itibarıyla değişimle ilgilidir ve insanlar doğal olarak değişime direnir. Ekipleri dönüşüm boyunca yönlendirebilmek, onlara ilham verebilmek ve onları aynı hedefte buluşturabilmek, teknolojinin kendisini hayata geçirmek kadar önemlidir.
- Önümüzdeki 3 ila 5 yıla baktığınızda, Orta Doğu'da lojistik ve tedarik zincirleri üzerinde en büyük etkiyi hangi teknolojik ya da yapay zeka odaklı değişimlerin yaratacağına inanıyorsunuz?
Marcin Piekarczyk: Lojistik ve tedarik zincirlerinde, öngörücü talep planlamasından başlayıp sipariş karşılama merkezlerinde artan otomasyona uzanan daha fazla otomasyon göreceğiz. Yapay zekayı, gerçek zamanlı görünürlüğü ve gelişmiş analitiği güçlü veri temelleri ve operasyonel disiplinle başarıyla birleştiren şirketler verimlilik, dayanıklılık ve müşteri deneyiminde belirleyici bir avantaj elde edecek.
İlgili konular
Yazar hakkında
Uğur Gürbes
Şubat 2026 tarihinden bu yana WORLDEF’te 261 haber.
Yazarın diğer haberleri →Ticaretin haftalık gündemi, rakiplerinizden önce.
Ocak 2025’ten bu yana yayımlanan 1.458 haber, üç bültende özetleniyor. İstediklerinizi seçin.



